İDARİ YARGI KARARLARININ GERİYE YÜRÜMESİ VE YOKSUN KALINAN PARASAL HAKLARIN TAZMİNİ: 27 KASIM 2025 TARİHLİ RESMİ GAZETE'DE YAYINLANAN DANIŞTAY KARARI İNCELEMESİ
- İsmail Egemen KENGER

- 27 Kas 2025
- 3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 9 Ara 2025

İdare hukuku pratiğinde, bir idari işlemin mahkemece iptal edilmesi sonrasında, ilgilinin bu işlem nedeniyle uğradığı maddi kayıpların nasıl tazmin edileceği merak edilen bir konudur. 27 Kasım 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Danıştay 12. Dairesi’nin kararı, disiplin cezalarının yasal dayanağı ve iptal kararlarının mali sonuçları açısından emsal niteliğindedir.
Bu yazımızda; idari işlemlerin iptalinin geriye yürüyen etkisini ve kesinleşmiş mahkeme kararlarına karşı olağanüstü bir kanun yolu olan "Kanun Yararına Bozma" müessesesini, ilgili karar ışığında inceleyeceğiz.
1. Karara Konu Olayın Özeti ve Hukuki Süreç
İncelemeye konu Danıştay 12. Dairesi’nin 2025/2577 sayılı kararında;
İzmir Menemen PTT Dağıtım Merkezi'nde sözleşmeli personel olarak çalışan davacı, görev sırasında işlediği bir suç nedeniyle hakkında verilen mahkumiyet kararına dayanılarak işten çıkarılmıştır. İşten çıkarma işlemi, "Posta ve Telgraf Teşkilatı A.Ş.'de Çalıştırılacak İdari Hizmet Sözleşmeli Personel Hakkında Yönetmelik" hükümlerine dayandırılmıştır.
Ancak davacı tarafından açılan iptal davasında, Bölge İdare Mahkemesi; "disipline ait yaptırımların sadece kanunla düzenleneceği, yönetmelik ile disiplin cezası ihdas edilemeyeceği" (Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesi) gerekçesiyle işten çıkarma işlemini iptal etmiştir.
İptal kararı sonrası davacı, açıkta geçirdiği süreye ilişkin maaş ve mali haklarını talep etmiş, ancak İlk Derece Mahkemesi; davacının fiilen suç işlediği ve kusurlu olduğu, zararın "muhtemel zarar" niteliğinde olduğu gerekçesiyle tazminat talebini reddetmiştir. Bu ret kararı üzerine Danıştay Başsavcılığı, "Kanun Yararına Bozma" yoluna gitmiştir.
2. İdari Yargıda "İptal" Kararının Hukuki Niteliği ve Sonuçları
Türk İdare Hukuku'nun en temel ilkelerinden biri, iptal kararlarının "geriye yürümesi" (ex tunc) ilkesidir. Danıştay'ın yerleşik içtihatlarına ve doktrine göre; bir idari işlem iptal edildiğinde, o işlem tesis edildiği andan itibaren hukuk aleminden kalkar.
Kararda da vurgulandığı üzere; kanun yararına bozma kararı, işlemi, yapıldığı andan itibaren hiç yapılmamış sayar. Bu durum, işlemin tesis edildiği tarihten önceki hukuki durumun kendiliğinden geri gelmesini sağlar.
Anayasa'nın 125. maddesi "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür" hükmünü haizdir. Bu kapsamda, hukuka aykırılığı saptanarak iptal edilen bir işlem hiç yapılmamış sayılacağından, personelin bu işlem nedeniyle mahrum kaldığı maaş ve diğer parasal hakların, yasal faiziyle birlikte idarece ödenmesi bir anayasal zorunluluktur.
Mahkemenin, kişinin işlediği fiilin ağırlığına bakarak tazminat talebini reddetmesi, "şekil yönünden hukuka aykırılık" nedeniyle iptal edilen işlemin doğurduğu mali sonuçları ortadan kaldırmaz; bunlar farklı durumlardır. İşlem hukuken yok hükmündeyse, mali sonuçları da telafi edilmelidir.
3. Bir Olağanüstü Kanun Yolu: Kanun Yararına Bozma (İYUK m. 51)
Söz konusu kararın bir diğer önemli boyutu, "Kanun Yararına Bozma" istemiyle verilmiş olmasıdır.
Kanun Yararına Bozma Nedir? 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 51. maddesi uyarınca; idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesinleşmiş kararlarına karşı, niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade etmesi halinde Adalet Bakanlığı veya Yargıtay/Danıştay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurulan olağanüstü bir kanun yoludur.
Amacı ve Etkisi: Bu müessesenin temel amacı, hukuki içtihat birliğini sağlamak ve hukukun ülke genelinde doğru uygulanmasını temin etmektir. Önemli bir detay olarak; HMK m.363/2 gereğince kanun yararına bozma kararları, hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmaz.
Yani, incelediğimiz kararda Danıştay, yerel mahkemenin tazminat reddi kararını hukuka aykırı bulup bozmuş olsa da bu bozma kararı davacı lehine yeni bir hüküm kurmaz veya davacının reddedilen tazminatını almasını sağlamaz. Ancak karar, Resmi Gazete'de yayımlanarak benzer davalar için bağlayıcı bir hukuki referans haline gelir.
4. Sonuç ve Değerlendirme
Resmî Gazete’de yayımlanan bu karar, idari işlemlerin "Yetki" ve "Şekil" unsurlarındaki sakatlıkların, işlemin "Sebep" unsurundaki (davacının suç işlemesi gibi) gerçeklikten bağımsız olarak idarenin tazminat sorumluluğunu doğurduğunu göstermektedir.
Özetle:
Disiplin cezaları ancak Kanun ile düzenlenebilir; sadece Yönetmeliğe dayalı disiplin cezası verilemez.
Hukuka aykırı bulunarak iptal edilen işlem, geriye dönük olarak tüm sonuçlarıyla ortadan kalkar.
İptal edilen işlem nedeniyle kişinin yoksun kaldığı parasal haklar, Anayasa m. 125 uyarınca ödenmelidir.
Hukuka uygunluk denetiminin, işlemin esası kadar usulü açısından da hayati önem taşıdığı bu kararla bir kez daha tescillenmiştir.
Kaynakça:
T.C. Anayasası Madde 125
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu Madde 12 ve 51
Danıştay 12. Dairesi, E: 2025/1578, K: 2025/2577, T: 21/05/2025
27 Kasım 2025 Tarihli ve 33090 Sayılı Resmî Gazete





Yorumlar